Ana Menü
animasyonlar
---:::::::[o]::::::::---
[01]
[02]
[03]
[04]
[05]
[06]
[07]
[08]
[09]
[10]
[11]
[12]
[13]
[14]
[15] [16] [17] [18] [19] [20] ©]
RADYO SEVGI CESMESI | Sayfanızı Da Tanıtın
İncelemeler: ŞİİR
Beni Düşün, Unutma
Ay doğarken bir söğüdün ardından,
Göl yüzünde sisli bir esintiyle,
Akşamın göğsüne hüzün serperek,
Ve yağmurdan geceye
Çiçekli perdeler çekerek,
Beni düşün...
Beni düşün, unutma...

En umarsız, en mutsuz gününde,
Bağrına bir yumruk çökeldiğinde,
Ve dağların mazlum ateşi,
O güzelim saçlarına,
Cayır-cayır yanıp ulaştığında,
Beni düşün...
Beni düşün, unutma...

Beni düşün bir kavganın içinde;
Helal bir ekmeğin peşinde...
Ve kurtlardan arta kalmış yüreğimin,
Can çekişen o son parçasını da
Sana sakladığımı bil!..

Bil ki haykırırcasına,
Bu esir gövdemi yakarcasına,
Kavuşmak için o serin bağrına,
Ateşten bir yol arıyorum...

Kar yağarken mor dağların ucundan,
Sol yerine sessiz bir iniltiyle,
Yastığın yüzüne yaşlar dökerek,
Ve akşamdan gizlice bir ah çekerek,
Beni düşün...
Beni düşün, unutma...

Kan kızılı bir gelincik seherinde,
Sırtıma kahpe bir hançer indiğinde,
Ve bu gencecik ve bu hemencecik ölüm,
Çığırtkan bir gazete başlığında,
Çığlık-çığlık sana kavuştuğunda,
Beni düşün...
Beni düşün, unutma...

Beni düşün, şehre her yağmur yağdığında,
Islak ve kırılgan bir türkünün içinde...
Göğsünden dudaklarına doğru,
Sancılı bir isyan kabardığında;
Bastırarak kalbini avuçlarınla
Sesini okşadığımı bil!..

Bil ki yalvarırcasına,
Uzayan yollara dağılırcasına,
Sonsuz bir mahşerin ortasında,
Bir zemzem suyu gibi,
Seni, seni özlüyorum...

Yusuf Hayaloğlu 


Murat Birsel: Namaz suçu engelliyor

murat birsenStar gazetesi yazarı Murat Birsel bugünkü köşe yazısında dua-namaz ve suç ile ilgili istatistikler veriyor. İşte yazısı:



Zindandan Mehmed'e Mektup
Zindan iki hece. Mehmed'im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam, boynunda yafta...
     Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
     Kavuşmak mı?.. Belki... Daha ölmedim!

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
     Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak
     Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!

Bir alem ki, gökler boru içinde.
Akıl, olmazların zoru içinde
Üstüste sorular soru içinde.
     Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
     Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı
     Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
     Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

Müdür bey dert dinler, bugün "maruzat"!
Çatık kaş... Hükümet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş kim eder azat?
     Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem...
     Anlamaz! ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekün içinde yazıl ve çizil!
     İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
     Urbalarla kemik, mintanlarla et.

Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccademin yönünde şefkat
     Beni kimsecikler okşamaz madem
     Öp beni alnımdan, sen öp seccadem!

Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan
     Karıştır çayını zaman erisin
     Köpük köpük, duman duman erisin!

Peykeler, duvara mıhlı peykeler
Duvarda, başlardan yağlı lekeler
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
     Duvar, katil duvar yolumu biçtin
     Kanla dolu sünger... Beynimi içtin

Sükut... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar
Tek nokta seçemez dünyadan nazar
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
     Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?
     Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?

Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir.
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
     Garip pencerecik, küçük daracık;
     Dünyaya kapalı, Allah'a açık

Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış
     Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu
     İplik ki incecik, örer boşluğu

Ana rahmi zahir, şu bizim koğuş
Karanlığında nur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım; Davran ve boğuş!
     Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
     Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
     Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!
     Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

Necip Fazıl Kısakürek


Sitemizden Yararlanmak İçin

Lütfen Üye Olun..


Hosgeldiniz
Hala Üye degilmisiniz?
Üye olmak çok kolay
Üye olmak için tiklayin
Çevrimiçi Kullanıcılar
Toplam Mesajlar: 129 :: Toplam Başlıklar: 56 :: Toplam Yorumlar: 4
   Çevrimiçi Ziyaretçiler: 2
   Çevrimiçi Üyeler: 0
   Toplam Üye Sayısı: 53
   En Yeni Üye: EVOXX_BJK
   Bugün ziyaret edenler:
Cakal Carlos, azize, dogan3467,
Durum ve Ruh Hali ©
Sadece kayıtlı üyeler içindir.
Üye Girişi

Sitemize Hoş Geldiniz!
Kayıtlı Kullanıcı Olarak Sitemizden Daha iyi Yararlanabilirsiniz!

Kayıt Ol


Üye Giriş
Kullanıcı Adı

Parola


İstatistik
Anket
Sitemizi Begeniyormusunuz ?







Oy vermek için üye olmanız gerekmektedir.
Site Sayacı
 Online:  2
 Bugün:  30
 Dün:  27
 Toplam:  19,556
Sayfa oluşturulma süresi: 0.20 saniye 48,885 Tekil Ziyaretçi
Security System 1.8.7 © 2006-2008 by BS-Fusion Deutschland